Prof. Dr. Necate Baykoç Resmi Web Sitesi
 
Prof. Dr. Necate Baykoç Dönmez
Ana Sayfa Özgeçmiş Bilimsel Çalışmalar Projeler ve Danışmanlık Bilimsel Toplantılar İletişim
B Ä ° L S E M 
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Dergisi: 1,2, s. 84-89 Haziran – Aralık 2005

ÜSTÜN YETENEKLİLERİN EĞİTİMLERİ VE BİLİM SANAT MERKEZLERİ


Prof. Dr. Necate BAYKOÇ DÖNMEZ
       
       Geçmişte ve günümüzde, tüm dünyada olduğu gibi kendi tarihimizde de üstün ve özel yetenekli bireyler, toplumun her zaman dikkatini çekmişlerdir.

       Devletler, yönetimlerini devam ettirecek liderleri ve yönetim kadrolarını oluşturmak, bilim, sanat ve spor alanlarında üstün ve özel yetenekli bu insanlardan yararlanmak istemişlerdir. Üstün ve özel yetenekli bireylerin eğitimi için, tarih boyunca çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu özel bireyler, bazen doğru yönlendirilmeleri sonucu, çoğu kez de kendi çabaları ile üstün yeteneklerini ortaya koyabilmişlerdir. İnsanlığın yararlanabildiği kadar, toplumda kaybolup giden, herhangi bir birey gibi fark edilmeyen üstün ve özel yetenekli insanların sayısı da az değildir.

       Bugün insan gelişimine kalıtım ve çevrenin birlikte katkı sağladığı kabu edilmektedir. Genetik özelliklerimiz, zaman sürecinde çevre uyaranları ile olumlu veya olumsuz yönede etkilenmektedir.

       İnsan gelişiminde, genetik özelliklerin en büyük destekçisi eğitimdir. Üstün genetik kapasitenin, üstün olduğu alanda, doğru yöntem ve uyaranlarla beslenmesi ve eğitimi, toplumlara büyük katkılar sağlayacaktır. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında ve gelecekte, bilgiyi kazanma ve bilgi üretme, insanlığın var olacağı tüm alanlarda vazgeçilmez olacaktır. Üstün yetenekli bireylerin eğitimleri ise bu anlamda daha da önem kazanmaktadır.


TÜRKİYE’DE ÜSTÜN YETENEKLİLERİN EĞİTİMLERİ

       Bilgi edinme ve bilgi üretmenin kaynağı donanımlı bir eğitimden geçmektedir. Üstün yetenekli bireylerin özel eğitimleri de bu noktada daha da önem kazanmaktadır. Yapılan çalışmalar, son 15-20 yıldır ülkelerin üstün ve özel yetenekli bireylerine daha fazla önem verdiklerini, bebeklikten itibaren özel eğitim yöntem ve araçları geliştirdiklerini ortaya koymaktadır.

       Uzak ve yakın kendi tarihimize baktığımızda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bugün geldiği noktaya kadar, pek çok üstün ve özel insanın tarihimizi ekillendirdiği görülmektedir. Ülkemiz liderleri, sivil ve askeri yönetimleri, bilim adamları, sanatçıları ve diğer alanlardaki üstün bireyleri ile dünya tarihinde kıvanç duyacağımız şekilde yerlerini almışlardır.

       Tarihimizde üstün yetenekli bireylerin en iyi değerlendirildiği dönem, Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki Enderun Mektepleri’dir. Bugün bir çok gelişmiş ülkedeki üstün yeteneklilerin eğitimine kaynak olan Enderun, 600 yıllık bir imparatorluğun yönetim, bilim ve sanat kadrolarını oluşturmuştur.

       Cumhuriyet tarihimize baktığımızda da üstün ve özel yetenekli bireylerin eğitimlerine önem verildiği görülmektedir. Yasalardaki çeşitli düzenlemelerle, bu özel kişilere çeşitli fırsatlar yaratılmıştır.

       Türk eğitim tarihinde üstün yetenekliler için bu imkanlar kısaca özetlenirse;

       • Enderun Okulu
       • 3803 sayılı kanun
       • 6660 sayılı müzik, resim ve diğer güzel sanatlar dallarında olağanüstü yetenek gösteren çocukların devletçe eğitilmesini düzenleyen yasa
       • Fen Liseleri
       • Ankara Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin 1964 yılından itibaren 5 yıl süre ile bazı ilkokullarda özel sınıf ve tirdeş kümeler denemesi
       • 1416 sayılı yasa
       • TÜBİTAK bursları ve yarışmaları
       • Anadolu Liseleri
       • Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri
       • Yüksek Öğretim Kredi ve Bursları
       • 573 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname

       Tarihimizde üstün ve özel yetenekli bireylerle ilgili gurur verici çalışmalar olmuştur. Ancak yakın geçmişimize baktığımızda, üstün ve özel yetenekli çocuklarımız için donanımlı eğitim ortamlarının sağlanamadığı görülmektedir. Bir dönem, sebebi bilinmeyen nedenlerle ihmal edilmiş olsa da, 1993 yılında ülkemizin üstün yetenekliler için üstün yeteneklileri için kalıcı çalışmalar başlatılmış ve Bilim Sanat Merkezleri’nin kuruluşu gündeme gelmiştir.

BİLİM SANAT MERKEZLERİ (BİLSEM) NEDEN VE NASIL KURULMUŞTUR?

       T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’nca 1992 yılında zamanın Milli Eğitim Bakanı tarafından özel gereksinimli çocukların eğitimlerini sağlamak amacıyla Özel Eğitim ve Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuş, yazar Genel Müdür olarak göreve atanmış ve Genel Müdürlük Teşkilat yapısı bünyesinde idari, rehberlik ve özel eğitim olmak üzere 3 daire başkanlığı ve bunlara bağlı 25 şube oluşturulmuştur. Özel eğitime gereksinimi olan engel gruplarına ilişkin ayrı şubelerle birlikte, üstün yeteneklilerin eğitimleri şubesi kurulmuş ve çalışmalar başlatılmıştır.

       Ülkemizin mevcut ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitim şartları dikkate alınarak, daha fazla sayıda üstün yetenekli çocuğa en uygun modelle ulaşılabilmesi için, farklı ülkelerde uygulanan modeller incelenmiş, uygulanabilirlikleri tartışılmış ve yazarın, daha önceki ademik çalışmaları da temel alınarak ülkemiz şartlarına uygun yeni bir model geliştirilmiştir. Bu model Prof. Dr. Dönmez’in kendi çalışmalarında “Ek Ders Uygulama Okulu” olarak isimlendirdiği daha sonra Bilim ve Sanat Merkezi olarak adlandırdığı, pilot proje olarak beş ilde (Ankara, İstanbul, İzmir, Bayburt ve Denizli) öğrenci seçimi, öğretmen seçimi ve eğitimi, aile eğitimi ve bina hazırlıkları ile başlatılan ve bugün sayıları 27’ye ulaşan bir uygulamadır. Böylece, yıllar sonra ülke tarihinde üstün yetenekli çocuklarımız için yasal mevzuatı olan sistemli bir eğitim merkezi ve programı başlatılmıştır. Bilim Sanat Merkezleri, Genel Müdürlük ilgili personelinin, bu merkezlerin yönetici ve öğretmenlerinin ve merkezlerde yetişen çocukların ailelerinin katkıları ile gelişmiş ve yaygınlaştırılmıştır.



BİLİM SANAT MERKEZLERİ (BİLSEM) ve DİĞER MODELLER

       Özel okul, özel sınıf, kaynaştırma ve Bilim Sanat Merkezleri modelleri o günkü (1993) duruma göre aşağıda kısaca değerlendirilmiştir:

       • Özel okul ve özel sınıf uygulaması, ülkemiz şartlarında, hem ekonomik yönden zorlayıcı, güçlü finans kaynakları gerektiren hem de çocukları yaşıtlarından soyutlayarak sosyal ve duygusal açıdan olumsuz yönde etkileyen bir uygulama olarak düşünülmüştür.
       • Kaynaştırma Modeli, ülkemiz ekonomik ve eğitim şartlarında, hem üstün yetenekli çocuklar için her sınıfta bulunması gerekli kaynak ve materyallerin sağlanabilmesi hem de sınıf öğretmenlerinin uzun süree alacak eğitimlerini gerektirmektedir. Bu ise, ekonomik boyutu yüksek maliyete yol açan bir model olduğu için o günün koşullarında tercih edilmemiştir.
       • Bilim Sanat Merkezleri Modelinde, üstün yetenekli çocuklarımız temel eğitime dayalı bilgileri yaşıtlarıyla devam ettikleri okullardan almakta, Bilim Sanat Merkezleri’nde üstün oldukları bilim ve sanat alanında, diğer okullardan gelen benzer arkadaşları ve alan öğretmenleri ile çalışmaktadırlar.

       Bilim Sanat Merkezleri eğitim bütçesine fazla ek maliyet getirmeden, gerektiğinde mevcut okullar bünyesinde de çeşitli düzenlemelerle hazırlanabilen, ülkenin her bölgesinde ve ilinde uygulanabilirliği kolay bir model olarak yaygınlaştırılma başarısını yakalamıştır.

       Ayrıca bu modelin en büyük avantajlarından biri, çocukların kendi okullarında, yaşıtlarından, sınıf arkadaşlarından soyutlanmamalarıdır. İleride toplum adına yapacakları çalışmalarda toplum bireylerini zihinsel, sosyal, kültürel, duygusal açıdan tanıyabilme olanağına sahip olmalarıdır. Çünkü sonuçta, üstün ve özel yetenekli bireyler, yeteneklerini, insanlık adına kullanmaktadırlar ve toplumu onlar yönlendirmektedirler.

       Üstün yetenekli çocuklar, toplumla bütünleşme sürecini okullarında yaşarken, yeteneğinin bilincinde olarak Bilim Sanat Merkezleri’nde kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, çalışma, üretme olanağına sahip olmaktadırlar. Toplumla bütünleşen ve farklılığın bilincinde olan, farklılığını insanlık adına geliştiren bireyler olarak yetişmektedirler. Bu çocuklar, kendi sınıflarında tek veya az sayıda olabilirler. Bu onları bazen huzursuz kılabilir ancak, kendilerine benzeyen diğer üstün ve özel yetenekli çocuklarla bir arada olabilecekleri ortamı (BİLSEM) bularak zihinsel, sosyal ve duygusal paylaşımı sağlayarak mutlu olmaktadırlar.

KAYNAKLAR

Üstün Yetenekli Çocuklar Kongresi – Durum Tespiti Ön Raporu, Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul, 2004.

Baykoç. Dönmez, N. (2004). “Bilim Sanat Merkezlerinin Kuruluşu ve İşleyişinde Yapılması Gereken Düzenlemeler”. Üstün Yetenekli Çocuklar Kongresi Bildiriler Kitabı. Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul, 2004.


©2012 - Sitede yayımlanan materyallerin tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.